Kehribar(Amber)

Aralık 2, 2009

Çamgiller(pinaceae) familyasından, bir çam türü olan Pinus succinifera ağaçlarının fosilleşmiş reçinesi. Toplumlarda bazı süs eşya yapımında kullanılan açık sarıdan kızıla kadar çeşitli renklerde yarı saydam, kolay kırılabilen ve bir yere gömüldüğü zaman ufak cisimleri kendine çekme özelliği kazanan bir fosildir. Baltık Denizi’nden ( POLONYA) çıkarılan kehribar, yüzyıllardan beri kadınların süs eşyalarından en gözde sayılan taşlardan biri olarak benimsenmiştir. Parlaklık ve renk açısından onu hiç bir saydam taş ile kıyaslamak mümkün değildir. Kehribara yapışan fosilleşmiş böcekler, yabani bitkilerin fazla oluşu, diğer taşlarda görülmeyen önemli özelliklerdendir. Avrupada kehribar yatakları en çok Ukrayna, Romanya, İsveç, İngiltere, Hollanda ve Sicilya’da görülmektedir. Kehribar ortalama 25 ile 40 m arasında değişen bir derinlikte ve eski devirlerde meydana gelen denizaltı çökeltilerinin iki tabakası arasında damarlar şeklinde bulunmaktadır. Buna mavi toprak denilmektedir. Bu kehribarın ikinci vatanıdır. Birinci vatanı ise bugünkü İskandinav ve POLONYA Baltık Denizi’nin büyük bir kısmını içine alan sahalardır. Buralarda bir zamanlar büyük ormanların bulunduğu tahmin edilmektedir. Kıtalar arasındaki büyük değişikliklerin sonucunda bu bölgeler sular altında kalmış ve uzun seneler sonucu toplanan çam sakızı kütleleri deniz suyuyla sürüklenip gitmişti. Bunlar üzerine kum ve çakıl taşlarının kaplanması ile mavi toprak olarak bilinen tabaka hasıl olmuştur. Yapılan tetkikler sonucunda ilim adamlarının verdikleri kararlardır. Çok beğenilen bu süs eşyası yanında, kullanılan taşın içindeki böcek, yaprak ve çiçek kalıntıları hiç bir zaman bozulmayacak şekilde mumyalanmıştır. Bunlar eski devirler hakkında aydınlatıcı bilgilerin edinilmesine yardımcı olmaktadır. Kehribarda deterpenik reçine asitleri, rezenler ve biraz uçucu yağ bulunur. Kehribardan çeşitli kadın eşyaları yanında, tesbih ve ağızlık da yapılmaktadır. Eskiden uyarıcı ve antispazmodik olarak da kullanılırdı. Bugün ilaç olarak da kullanılmaktadır. Türkiye’de kehribar genellikle gösterişli tesbih yapımında kullanılmaktadır. Tıp’ta ve diğer alanlarda kullanımı [değiştir] Eskiden tıpta şöhrete ve epeyce kullanım alanına sahip olan amber bugün bu amaçla kullanılmaz. Geçmişte saflaştırılmış amber yağı isteri ve boğmacada kullanılmıştır. Aynı zamanda ilkçağdan bu yana güzel koku imalatında da kullanılmıştır. Amber, Anadoluda da yaygın olarak kullanılmaktadır. Günümüzde amber güzel koku üretimi , ve farklı parfümeri ürünleri vb. gibi işlerde kulanılmaktadır. Amber mürekkeb imalatında da kullanılmaktadır. Kehribar olarak da bilinmekte ve takı yapımında sıklıkla kullanılmaktadır.

Kuvars

Aralık 2, 2009

Kuvars, oldukça saf silisyum dioksit (SiO2) kristallerine verilen addır. Özgül ağırlığı 2,65 g/cm3, sertliği 7 olan kuvarsa doğada çok rastlanır. Heksagonal sistemde kristalleşen kuvars, doğada kristal ya da amorf (biçimsiz) halde bulunabilir. İçindeki yabancı maddelerin cins ve miktarına göre, saydam, renkli, ya da yarı saydam durumdadır. Renkleri : Kuvarsın rengi beyaz (süt kuvars), mor (amotist), pembe kuvars, duman renkli füme gibi çeşitli renklerde olabilir.

Beraber bulunduğu mineraller : Alkali feldspatlar ve plajioklaslar.

Kullanım alanları

Kumlarda bolca bulunan kuvarsın saf olmayanları içinde demir vardır. Beyaz kum olarak bilinen oldukça saf kuvarslar camcılıkta kullanılır. Kuvars kristali mor-ötesi ve kızılaltı ışınımları saydamdır; bu bakımdan morötesi lambaların ve P. Curie tarafından ortaya kondu. Bu özelliğinden dolayı elektronik sanayiinde osilatör olarak kullanılır. Ergitilen kuvarstan, ısınınca genleşme oranı çok düşük olan bir cam elde edilir. Ani sıcaklık değişikliklerinden etkilenmesi istenmeyen malzemelerin yapımında kuvarstan yararlanılır.

Türleri

Bir kaya üzerinde ametist, 13 cm (5inç)

Piezoelektrik

Kuvarz piezoelektrik bir taştır. Üzerine uygulanan belli bir mekanik basınç etkisiyle (sıkışma,esneme,burma) kristal yüzeyleri arasında bir elektriksel gerilim üretir. Bu özelliği sayesinde aynı zamanda quartz saatlerde de kullanılır. George Washington Pierce kuvars salıngacını dizayn edip patentini aldı (1923). 1927′de Warren Marrison ilk kuvars salıngaçlı saati icat etti. Bilindiği gibi kati maddeler yüklü parçacıklardan oluşur ve bir kati madde içindeki negatif ve pozitif yüklü parçacıklar dengededir (yani kati madde elektriksel olarak yüksüzdür). Ancak mekanik bir yolla malzeme üzerine bir kuvvet uygulamak, yüzey yüklerinin oluşmasına neden olabilir. Bir kristalde piezoelektrik özelliğin gözlenmesi, bu yüzey yüklerinin oluşmasına bağlıdır. Fakat simetri özellikleri bu yüklerin oluşması için gerekli koşulları kısıtlamaktadır. Bu nedenle simetri merkezi olmayan kristaller bu iş için en uygun malzeme grubunu oluşturmaktadır. Elektriksel olarak yüksüz ve yapısal simetri merkezi bulunmayan bir kristale uygulanan basınç, artı yüklerin merkezi ile eksi yüklerin merkezinin birbirlerinden hafifçe ayrılmasına ve kristalin karşılıklı yüzeylerinde zıt yüklerin ortaya çıkmasına neden olur. Yüklerin bu şekilde ayrılması bir elektrik alanı yaratır ve kristalin karşılıklı yüzeyleri arasında ölçülebilir bir potansiyel farkı oluşur. Piezoelekrik etkiyi ifade eden bu surecin tersi de geçerlidir. Ters piezoelektrik etkide de, karşılıklı yüzeyleri arasına bir elektrik gerilimi uygulanan bir kristalde boyutsal bir sekil değişimi oluşmaktadır.

Piezoelektrik malzemeler, baslıca iki malzeme grubundan oluşur; kuvars ve turmalin gibi doğal olarak piezoelektrik etki gösteren kristaller ile kutuplanma sonrasında piezoelektrik etki gösteren ferroelektrik malzemeler.

Kuvars Kristalinin Fiziksel Etkileri

- Cep telefonu, telsiz ve bilgisayarlardan yayılan radyasyonu toplar. – Zihinsel konsantrasyonu kuvvetlendirir.

Kuvars Kristalinin Metafiziksel ve Psikolojik Etkileri

Tedavi edici nitelikleri en yoğun taşlardan olan kuvarslar; beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negatif enerjiyi yokeder ve pozitif enerjiyi toplar. Tene temas ettirilerek kıyafet altında taşındığı takdirde, kişiyi diğer insanların negatif enerjilerinden korur.



Taşlar doğada bulunuş biçimlerine, yerin ne kadar altından ve ne şekilde çıkartıldıklarına, renklerine ve içeriklerindeki minerallere göre değişik amaçlarla kullanılıyor. İşte başlıca taşlar ve faydalı oldukları hastalıklar:
Agate: Uzun ömür ve mutluluk simgesi. Günlük stresinizi alıyor.
Firuze (Turkuaz): Nazara karşı iyi geliyor. Olumsuzu olumluya çeviriyor, bilinci genişletiyor. Tansiyonu düzenliyor. Kalp hastalıklarına iyi geliyor.
Zümrüt: Göz ağrılarını dindiriyor, iltihap ve kızarıklığı dindiriyor. İltihap ve kızarıklığı gideriyor.
Aytaşı: Duru görüş ve sezgi yeteneklerini kuvvetlendiriyor. Kramplara iyi geliyor. Yıldızı düşük olanların kullanması gereken bir taş.
Kaplan Gözü: Sahiplenme arzusunu güçlendiriyor. İnsanın kendini işine vermesini sağlıyor. Konsantrasyonu güçlendiriyor.
Akik (Kırmızı Kalsedon): Uğur ve bereket taşıdır. Donuk akik, kan dolaşımını kolaylaştırıyor. Erkeklerde testisleri. Kadınlarda yumurtalıkları koruyor.
Kolsedon (Mavi Akik): Düşünce yeteneğini kuvvetlendiriyor. İyi konuşmayı sağlıyor. Renginden dolayı nazar için de yararlı bir taş.
Zebercet (Peridot): Tıbbi cihazların kaydedemediği kalp çarpıntılarına ve sebebi bilinmeyen korkulara iyi geliyor.
Kehribar (Amber): Reçinenin taşlanmış hali olup özellikle guatr, astım, bronşit ve alerji hastalıklarında yarar sağlıyor.
Opal: Sevgi ve şefkat simgesidir. Karşılıksız seven kişiler kullanıyor. Eklem iltihaplarını geçiriyor.
Topaz (Sitrin): Kan dolaşımı bozukluğuna iyi geliyor. Telepati yeteneğini artırıyor.
Lal: Tehlikeyi haber veren taş olarak biliniyor, (Kullanan kişiye tehlike geleceği zaman taş rengini açıyor.)
Jade (Yeşim): İyi ilişkiler, vefalı dost simgesidir. Aynı zamanda böbrek rahatsızlığından kaynaklanan ateşi düşürdüğü söyleniyor.
Lapis Lazuli (Lacivert Taş): Ruh ve beden arasındaki dengeyi sağlıyor. Ayrıca zihin açıklığına yardımcı oluyor. Hazmı kolaylaştırıyor.
Ametist: Strese, migrene iştahsızlığa, göz ağrılarına ve akciğer hastalıklarına iyi geliyor. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Mercan: Bir deniz ürünüdür. Solunum açıcı etkisi bulunuyor.
Kristal Kuars: Enerjinin simgesidir. Tansiyonu düzenliyor. Meditasyonda kullanılıyor. Radyasyonu topladığından cep telefonu olanların kristal taşıması gerekiyor. Bu taşlar aldıkları radyasyonu, 15 günde bir yıkamak yoluyla atıyorlar.
Krizopraz: Seksüel bozukluklar ve depresif durumlarda rahatlatıcı özelliğinin yanında kişisel yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlıyor.
Pyrite: İdare gücünü artırıyor. Diğer insanlarla uyum içinde çalışmanın gerçekleşmesine yardımcı oluyor.
Turmalin: Beden ve zihin ilişkisini güçlendiriyor. Duyarlılık ve sezgiyi, anlayışı, artırıyor. Aile saadetini güçlendirici taş diye de biliniyor. Su damlası anlamına geldiğinden denizciler nazar ve uğur taşı olarak taşıyorlar.
Jasper: Sevgi ve inanç simgesidir. Karaciğer, dalak, mesaneyi güçlendiriyor. Toprak elementlerini temsil ediyor.

Sağlık İçin Taşlar

Aralık 2, 2009

Bitkiler, hayvanlar ve insanlar seçme şansına sahiptir. ‘Oysa’ taşlar tamamen kendi bulundukları ortamda sunulana bağımlıdır; içinde bulunduğu ortam ne verirse öyle olur. ‘Şifa etkisini anlayabilmek için yatağına bakmak gerekir. Bir taşın oluşum yolu, bize yaptığı etkiyi ve içimizde neden olduğu geliş’ niteleri yansıtır. Taşlar dıştan içe doğru büyürler. “Tohum” denen bir çekirdek yapı, taşın etrafında atom üstü ne atom, yapıtaşı üstüne yapıtaşı, tabaka tabaka belli bir geometrik kural ve düzenlilik içinde birikerek oluşurlar. Böylece mineral, zamanla bu tür kendine özgü büyümesini tamamlar. Bu büyümenin süresi, saniyenin kesirlerinden yüzyıllara kadar uzayan bir zaman biçimini kapsayabilir ve oluşan mineralin büyüklüğü, bir toz tanesinden kocaman bir kayaya kadar değişebilir. Biçimi ve görünümü ile bulunma koşulları ideal ve karakteristik, ya da çarpıtılmış ve bütünüyle atipik olabilir. Bunların tümü de sonuç olarak çevreden kaynaklanmaktadır.Bir taş oluşumunda, bütünüyle çevresine bağlıdır. Bitkiler, hayvanlar ve insanların beslenmede, kendi büyümelerini sağlayacak gıdaları almada bir seçim yapma imkanları varken, taşlar bütünüyle kendi çevrelerinde, içinde bulundukları ortamda kendilerine sunulana bağlıdırlar. Bitkiler köklerinin civarında belli maddeleri alma ve bazılarını dışarıda bırakma, hatta diğer bazı tipleri de dışarı atma imkanına sahiptir. Demek ki gelişebilmek için her ne kadar toprakta bulunanlara bağımlıysalar da, bir ayrım ve seçim yapma imkanları vardır. İnsanın ise bundan başka, tadı tuzu olmayan maddeleri pişirme ve işleme yoluyla bir de gıdaları değiştirme ve dönüştürme imkanları vardır.

Alternatif tedavi yöntemlerine duyulan ilgi, her geçen gün artıyor. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kişi şifa bulmak için doğadan bir umut ışığı bekliyor. Bunlardan biri de değerli taşlarla yapılan tedavi’dir. Birçok eski kültürde kristaller ve değerli taşların güçleriyle ilgili bilgilere rastlayabiliriz. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu tedavi metodu bugün yeniden gün ışığına çıkarılmış ve çağdaş bir tarzda insanlığın hizmetine sunulmuştur.

Değerli taşların oluşumu
Tüm değerli taşların kökeni, yeryüzü çekirdeğinin sürekli hareket halindeki ve daima dış yüzeye ulaşmaya çalışan erimiş magmasına dayanır. Bu kızgın kütlenin sadece küçük bir kısmı volkanik faaliyet ve lav akışı meydana getirir ve magma, çoğunlukla gezegenin alt tabakasındaki yeraltı çatlaklarına akar. Bu erimiş kaya ve mineraller kütlesine, kaynayan sular, buhar ve gazlar da eşlik eder. Bunlar soğurken bu yarıklarda biriken birçok mineralle birleşerek, kristalleri ve değerli taşları meydana getirirler. Oluşum ve gelişimlerini milyonlarca yılda tamamlayan bu değerli taşlar, sürekli olarak içlerine, güçlü elektromanyetik enerji de depolarlar. İşte insanları şifalandıran şey, taşların içindeki mineral yapılarıyla birleşmiş olan bu elektromanyetik güçtür.

Kuvars Kristalleri
Taşlarla terapide kuvars kristallerinin yeri çok büyüktür. Birçok kişi, tüm kaya kristallerinin aynı kuvars türü olmaları nedeniyle, büyüklükleri, renkleri ya da biçimleri ne olursa olsun, hemen hemen aynı tarzda iş göreceklerini varsayar. Bu varsayım yanlıştır. Halbuki her bir kristal ayrı kimliğe ve niteliğe sahiptir ve bireysel olarak iş görür. Her bir kristalin kendine ait bir notası ya da sesi vardır. Herhangi bir kişi kristal seçerken, bu işitilmez nota vasıtasıyla belirli bir kristale doğru çekilir.


Kristaller, erkek ve dişi olarak ikiye ayrılır. En dikkati çeken kristal pozitif ya da erkek olanıdır. Çünkü bunların görünüşleri çok berraktır ve yoğun enerji yayarlar. Bu da onları, doğal şifa alanında etkili kılar.

Taş

Aralık 2, 2009

Yer kabuğu kütlesinden kopan veya koparılan, çeşitli işlerde kullanılan katı ve sert madde. Jeoloji ilmine göre yer kabuğu temel iki ana maddeden meydana gelmektedir. Bunlar kütle (taş) ve topraktır. Kütleler değişik yapıya sâhip minerallerden kopan değişik büyüklükteki parçalara da “taş” ismi verilmektedir.

İnsanlar; taşlardan binâ, set, köprü, saray, sur, kale, yol yaparak ondan istifâde etmişlerdir. Yaşayışlarına ve kurdukları medeniyetlere göre bunlar değişik şekillerde olmuştur. Yapılan kazılardan ortaya çıkarılan eserler bunları göstermektedir.

İlk insan ve ilk peygamber hazret-i Âdem yaratıldığı zaman, dünyâda toprağın yanında taş da vardı (Bkz. Âdem aleyhisselâm). İlk önce taşı binâ yapımında kullanan hazret-i Âdem’dir. Çamur ve taştan ev yapmıştır.

Selçuklu ve Osmanlı zamânında yapılan câmi ve medreseler, köprüler, saraylar, kütüphâneler vs. hepsi taşların işlenerek ve yontularak kullanılmasıyla yapıldı. Bu şekilde Türk sanat ve zevkini dünyâya tanıtmışlardır. Edirne’de Selimiye, İstanbul’da Süleymâniye Câmileri, Doğubeyazıt’ta İshak Paşa Sarayı gibi eserler bunlardan birkaç tânesidir.

Yeryüzünde taşların kapladığı kütleler (kayalar), tortul, püskürük, metamorfik diye üç kısma ayrılmaktadır:

1. Tortul kütleler: Suların sürüklediği çeşitli maddelerin tortullaşması netîcesinde ortaya çıkmıştır. Tebeşir, çakmaktaşı, kumtaşı gibi.

2. Metamorfik kütleler: Aşırı ısı, basınç ve su buharı sebebiyle fizikî özelliğini kaybeden kütlelerdir. Mermerlerle gnays cinsi taşların üretildiği kütleler bu şekilde meydana gelmiştir.

3. Püskürük kütleler: Püskürme sonucu yeryüzüne çıkan lâvların âniden soğuması veya lâvların yeryüzüne çıkmadan derinlerde kalması ve katılaşmasından meydana gelir. Bunların içinde fosil yoktur. Temizdirler. Aynı zamanda asitler de tesir etmez. Bu şekilde meydana gelen taşlar çok kıymetlidir. Granit, prafil, trakit, bazalt gibi dünyâca ünlü taş ve mermer cinsleri bu şekilde meydana gelmektedir. Bunlardan başka taşın, zümrüt, yâhut, pırlanta, elmas, zebercet, firuze vs. cinsleri olduğu gibi seylan, yeşim, akit, jat, gibi işlendikten sonra kıymeti artanları da vardır.

Taş ocağı: Çeşitli yerlerde kullanılmak üzere toprağın üstünden veya altından taş çıkarılan yerlere “taş ocağı” ismi verilmektedir. İlk zamanlar taş ocaklarında insan gücü çok önemliydi. Bugün elektrik gücünden ve bâzı patlayıcı maddelerden faydalanılarak taş ocaklarında çalışma kolaylaşmış ve verim artmıştır.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.